Cumhuriyet, Pazar Eki, 15 Mart 2026
CENEVRE – Ahmet Arpad
19 Eylül 1952 tarihinde, son filmi "Sahne Işıkları"nın galasına katılmak için yanında eşi Oona birkaç günlüğüne Londra'ya giden Charlie Chaplin'e „Queen Elisabeth" transatlantiği ile yaptığı deniz yolculuğu sırasında ABD makamları yaşamını geçirdiği topraklara dönüşte girmesine izin vermeyeceklerini bildirir! Gerekçeleri, ünlü sanatçının son yıllarda ülkenin huzurunu kaçırıcı girişimlerde bulunmuş olmasıdır. Kendini hep bir dünya vatandaşı kabul etmiş olan Chaplin eleştiriciydi, liberaldi, II. Dünya Savaşı yıllarında savaş karşıtı olmuştu! Bu nedenle FBI, İngiliz vatandaşı Charlie Chaplin'in oturma iznini iptal ederek yaşamın en önemli dönemini geçirmiş olduğu Amerika Birleşik Devletleri'ne girmesini engeller. Ünlü sanatçı Hollywood'daki stüdyolarını ucuza elden çıkarır ve 1952'de tarafsız ülke İsviçre'ye yerleşmeye karar verir. Yeni yaşamı için Cenevre gölü kıyısındaki Corsier-sur-Vevey'i seçer. 40 bin metrekare büyüklüğündeki parkın içinde yükselen 1839 yapımı iki katlı villa Manoir du Ban'i satın alır. Bu olağanüstü konutunda onu kimler ziyaret etmez! Winston Churchil, Marlon Brando, Bob Dylan, Peter Ustinov, Gandi, Çan Kay-şek, Hanns Eisler, Bertolt Brecht, Albert Einstein, Sophia Loren, Petula Clark misafiri olur.
Şarlo'nun dünyasında bir gezinti
Charlie Chaplin'in, 20. yüzyılın en ünlü sinema sanatçısının Cenevre Gölü'nün kıyısında, Vevey'in yamaçlarındaki Manoir du Ban in Corsier'de 1953–1977 yılları arasında eşi Oona O'Neill ve sekiz çocuğuyla yaşadığı, sayısız asırlık ağaçla kaplı 40 dönüm olağanüstü park ve 1840 yapımı neoklasik dev malikâneyle yanında inşa edilen stüdyo/müze 127. doğum gününde, 16 Nisan 2016 tarihinde ziyarete açılmıştı. Chaplin's World (https://www.chaplinsworld.com/de) projesinin gerçekleştirilmesi tam 12 yıl sürmüş ve sonunda 60 milyon İsviçre Frankı'na malolmuştu.
Ziyaretçiler yaklaşık 1400 metrekare büyüklüğündeki bir 'film stüdyosu'nda Şarlo'nun düşler dünyasında! Burada Büyük Diktatör'ün Altına Hücum'un, Modern Zamanlar'ın, Sirk'in içindesiniz. Yumurcak'la, Serseri de hemen yanıbaşınızda! 'Şarlo' hep 'küçük adam'dan yanaydı! (https://www.chaplinsworld.com/de/entdecke-chaplins-world/das-manoir) Müzenin yapımcıları Chaplin'le aynı dönemin ünlülerini de anıyor. Buster Keaton, Laurel ve Hardy size gülümsüyor. Çok yakın dostlarının balmumu heykelleri de karşınıza çıkıyor. Godard, Bloom, Loren, Churchill, Fellini gezenlere gülümsüyor! Şu günlerde açılışının 10. yılını kutlayan müzeyi her yıl ortalama 250 bin kişi ziyaret ediyor.
Stüdyo/müzenin az ötekisindeki yatak odalarına kadar gezilen tarihi neoklasik on beş odalı villası da her şey sanki Şarlo 1977'de 'ayrılırken' bıraktığı gibi duruyor. Altın çerçeveli aynalar, sayısız aile fotoğrafı, binlerce belge, 19. yüzyıldan kalma paha biçilmez mobilyalar, tavana kadar yükselen dolaplar, ağır kumaştan perdeler, büyük pencerelerden görünen olağanüstü bir doğa ve ötelerde büyüleyici göl. Her şey o kadar doğal ki, sanki Chaplin ailesi villayı hiç terk etmemiş! Bir an için kapı açılacak, 'Şarlo' görünecek ve ünlü gülümsemesiyle size 'Hoş geldiniz!' diyecek.
Melon şapkalı, ince bastonlu
Chaplin Londra'da ilk kez sahneye çıktığında 7 yaşındaydı. Sahneden sinemaya geçen „Şarlo" ününe 21 yaşında Amerika'da kavuşur. Melon şapkalı, ince bastonlu, kocaman ayakkabılı, bol pantolonlu, ördek yürüyüşlü 'Şarlo' tipi hemen tutunur. 1918 sonrası çevirdiği komedi filmlerinde, toplumun ittiği, zavallı, fakir, iyi yürekli küçük insanı canlandırır. 1920'lerde yarattığı 'Yumurcak' ve 'Altına Hücum' filmleriyle Charlie Chaplin artık doruktadır. 'Modern Zamanlar'la bir başyapıt yaratır.1940'da onu ününün doruğuna ulaştırdığı 'Büyük Diktatör'de Hitler'le çok güzel alay eder. Führer'in diktatörlüğünü ve faşistliğini hiciv yoluyla anlatır.
Lozan, Montrö ve Modern Türkiye
Vevey'e yarım saat ötedeki Lozan bir yamaca kurulmuş. Kentin eski evleri ve dar sokakları, şirin lokanta ve kafeleri göl kıyısında değil, yukarda! Bir füniküler kıyıyı kent merkeziyle bağlıyor. 160 bin nüfuslu Lozan'da görülecek yerler arasında en ilginci, her yıl 400 bin ziyaretçiyi çeken 13. yüzyıldan kalma gotik yapı, görkemli katedral. Lozan'ın Cumhuriyet tarihimizdeki yeri çok önemli. 23 Temmuz 1923'de imzalanan Lozan Antlaşması modern Türkiye'nin temelini oluşturuyordu. İmzaların atıldığı Beau-Rivage Palace yörenin en şık ve ünlü otellerinden. Buradan yine eşsiz bir manzara. Cenevre gölü ayaklarınızın altında...
Lozan yakınlarından başlayan kıyı yolu Vevey ve Montrö üzerinden geçip Villeneuve'e kadar uzanıyor. Burada en önemli yapı 12. yüzyıldan kalma Chillon Şatosu. Gölden çıkan bir kayanın üzerine inşa edilmiş şatoya uzaktan baktığınızda sularda yüzüyormuş sanıyorsunuz. Az ötedeki Fairmont Otel'in Cumhuriyet tarihimizde önemli bir yeri var. Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni 1936'da dönemin Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras bu otelde imzalamış.
"Burası bana huzur veriyor"
Chaplin, sadece 'Şarlo' tipiyle insanları büyülemesini başaran bir 'sihirbaz' değildi. O aynı zamanda üstün yetenekli bir rejisör, müzisyen ve iş adamıydı da. Manoir du Ban'in parkı andıran bahçesinde durup ötelerde uzanan barış dolu eşsiz doğaya bakan Şarlo'nun şu sözlerini anımsamadan edemiyor: "Buradaki dünya bana huzur veriyor, ufkumu genişletiyor ve ruhumu dinçleştiriyor." Evet, her yerde huzur ve barış! İnsancıl, barışsever ve öncü sanatçı 'Şarlo' işte bir cennette yaşamıştı.
Göl ve dağlar manzaralı villa anılarla dolu bir yer. Oğullarının anılarında anlattığına göre babaları yaşlılığında da hiç değişmemişti. Onun dili, mimikleri ve vücut hareketleriydi. 'Gülümsemeden geçen bir gün yitirilmiş bir gündür' sözünü çocukları ve torunları hiç unutmamıştı. Chaplin, sadece 'Şarlo' tipiyle insanları büyülemesini başaran bir 'sihirbaz' değildi. O aynı zamanda üstün yetenekli bir rejisör, müzisyen ve iş adamıydı da.
Albert Einstein, 1931'de Charlie Chaplin ile karşılaştığında şöyle demişti: "Sanatınızda en çok hayran kaldığım şey evrenselliği. Hiç konuşmuyorsunuz, yine de tüm dünya sizi anlıyor." Chaplin'in yanıtı da şöyle olmuştu: "Bu doğru, fakat sizin şöhretiniz daha da büyük. Kimse sizi anlamasa da tüm dünya size hayran."
* * *
Şirin göl gemisi, yandan çarklı 1910 yapımı 'La Suisse' iskeleye yanaşıyor. Yolcular iniyor, yeniler biniyor! Az sonra kalkıyor. Burnunu karşı kıyıya veriyor, Cenevre'ye gidiyor. Geniş kaldırımlarında Ortadoğulu zenginlerin gezindiği Rue de Rhone ve Rue du Marche'nin şık mağazalarında az insanın alabileceği pahalı giysilerin, saatlerin, takıların satıldığı lüks kente...
Her yerde bir huzur. Öteler İtalya ve Fransa...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder