9 Nisan 2023

Bahara Adım Adım...

Toplum Gazetesi/ALMANYA, 9 Nisan 2023

Ahmet ARPAD

Merdiven dik. Basamaklar gökyüzünün sonsuzluğunda. Aşağıda durmuş düşünüyorum. Çıkmam gerek bu merdiveni. Ağır ağır, diyorum kendi kendime. İlk basamaklar kolay. Çekindiğim kadar değilmiş. Sağda bir üzüm bağı yükseliyor. Kütükler yeşermeye başlamış. Aşağıda kentin evleri küçülüyor. Az sonra yavaşlıyorum. Durup derin bir nefes alıyorum. Hızlı çıkmış olacağım.

Başımın üzerinde gökyüzü. Yeşil yapraklı dallar arasından maviliği görünüyor. İnsan: "Kış sona erdi, ilkyaz geldi", diye düşünürken pek sevinemiyor. Çünkü havalar bir türlü doğru dürüst ısınamıyor. Bir açıyor, bir kapıyor, bir serin, bir sıcak. Fakat her şeye karşın ilkyaz kapıda değil, içerde. Doğa yeşermekte, yeniden doğmakta.

Yukarılarda yaşlı bir adam duruyor, bastonuna dayanmış. Kamburu çıkmış Derin bir nefes daha alıp yoluma devam ediyorum. Biraz daha ağır. Aceleye gerek yok, diye mırıldanıyorum. Adam başını çeviriyor, aşağıdan gelen bana bakıyor. Yaklaşıyorum. "Merhaba," diyorum. Gülümsüyor: "Bu basamakları ağır ağır, dinlene dinlene çıkacaksın," diye konuşuyor. Duruyorum. "Çoğu gitti, azı kaldı," diyor. "Arkanıza bir dönün, aşağılara bakın."

Basamakların başladığı caddede insanlar, otomobiller ne kadar küçük. Ağaçlar arasında kentin villaları, evler, yamaçları, üzüm bağları, karşılarda ormanlar, televizyon kulesi.
"Ben haftada birkaç kez bu basamakları çıkarım," derken gurur duymuyor değil. "Yukarıdaki parkın yollarında gezinir, Stuttgart'ı tepeden seyrederim." Konuşacak birini bulduğu için mutlu olmalı, diyorum kendi kendime. Evi nerede? Eşi var mı, yoksa tek başına mı yaşıyor? Olabilir. Haftada birkaç kez bu eziyete katlandığına göre zamanı çok.

"İlk kez mi buralara geliyorsunuz?" diye soruyor. Başımı sallıyorum. "Stuttgart'ın en güzel merdivenlerinden biridir bu. Eugen alanına çıkan ya da Wagenburg tünelinin yanından yükselen merdivenleri de görmelisiniz." Yaşlı adam başını aşağıdaki kente çeviriyor. "Stuttgart'ta dört yüzün üzerinde merdiven olduğunu biliyor muydunuz?" diye mırıldanıyor. Yamaçlara ve tepelere kurulmuş kentte çok merdiven olduğunu biliyordum. Fakat dört yüzün üzerinde? Bunu ilk kez duyuyordum. Gökyüzünde bulutlar beliriyor.

Yamaçlar, Villalar, Merdivenler

Stuttgart konumuyla ovayı yamaç ve tepelere bağlayan, çoğu 13. yüzyıldan kalma merdivenleriyle Almanya'da eşi olmayan bir kent. 19. yüzyıla dek yamaçlara ektikleri üzümden yaptıkları değişik şaraplarla geçimlerini sağlayan Stuttgart halkı ovadan bağlara çıkmak için dar taş merdivenler yapmış. Kimi dar, kimi geniş ve gösterişli. Kentlinin yaşamını, toplam uzunlukları yaklaşık otuz kilometreyi bulan yedi asırlık bu merdivenler olmadan düşünmek mümkün değil. Yılan gibi kıvrılan merdivenler insana İtalya'nın dağ kasabalarını anımsatıyor!

Yamaçlardaki küçük evlerde ve villalarda oturanlar kente inip çıkmak için bu merdivenleri severek kullanıyor. Ne de olsa özel otomobiliyle veya tramvayla, otobüsle kente gidip gelmek yürümekten daha çok zaman alıyor. Kimi merdivenler güzel havalarda açan kır kahvelerinin yanından geçiyor. Buralarda biraz nefeslenmek hiç de fena olmuyor.

Stuttgart'ın bence en ünlü dondurmacısı Pinguin, merdivenlerin başladığı Eugens Alanı'nda. Hafta sonlarında önünden kuyruklar eksik olmuyor. Dondurmasını alan az ötedeki, 1890 yılında Kraliçe Olga'nın Stuttgart'a armağan ettiği anıtımsı Galatea çeşmesinin çevresinde toplananların arasına karışıyor. Leziz İtalyan dondurmasını yalıyor, ovanın ve karşı yamaçların güzel manzarasına dalıyor. 1974 – 1996 yılları arasında Stuttgart'ın belediye başkanlığını yapmış olan, damadı Türk, Manfred Rommel şakayı seven birisiydi. Merdivenler üzerine şu söyledikleri gülümsetici: "İnsan bu merdivenleri inip çıkarken belki biraz yorulur, ancak kesinlikle otomobil altında kalmaz!"

Kamburu çıkmış adam 'allahaısmarladık' demeden yoluna devam ediyor. Aniden kara bir kurt köpeği beliriyor. Önce bana sokuluyor. Sonra yaşlı adamın yanına gidip bastonunu kokluyor. Genç bir kadın koşar adım merdivenleri iniyor. Köpeğine sesleniyor. Hayvan bastonu koklamayı bırakıp yoluna devam ediyor. Arada bir ağaç gövdelerini koklayarak genç kadının peşinden gidiyor. Az sonra aşağılardalar. İkisi de küçücük.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder