17 Mart 2013

Yaşlılıklarında da yalnızlar...

Cumhuriyet 17.03.2013
STUTTGART
AHMET ARPAD
 

Başlarında kasket, ellerinde sigara, koltuklarının altında Türk boyalı basının gazeteleri, omuzları çökmüş, ayaklarını sürüye sürüye yürüyorlar! Bu ülkede bir ömür geçirmiş, yalnız kalmış, içine kapanık insanlarımız. Almanya'ya gelmişler yirmisinde, şimdi ulaşmışlar yetmişine, tekdüze ve tek başına bir yaşamları olmuş. Hafta içinde çalışıp hafta sonunda hemşerileri ile buluşmuşlar, Bahnhof'larda! Bu böyle gelmiş, böyle gidiyor. Çoğunun tek buluşma yeri hep tren istasyonları olmuş. İki toplum birbirine dokunmadan, yan yana, kabuğuna çekilmiş yaşamış. İnsanlarımız elli küsur yıldır gettolaşmış Türk mahallelerinde, çoğuna hiçbir Alman'ın adım bile atmayacağı, yıkık dökük evlerde oturuyor. Geçen haftaki Stuttgart-Backnang yangınında görüldüğü gibi de yaşamlarını tehlikeye atarak. Burada şuna da dikkati çekmek gerek, Almanya Türklerinin yarısı artık fakirlik sınırının altında yaşıyor! Almanya'nın doğusuyla birleşmesinin ardından oluşan sorunlar ülkede yaşam koşullarını zorlaştırdı. Bundan en çok etkilenenlerin başında da düşük gelirli, mesleğinde kalifiye işçi olmayan Türkler geldi. İşte o dönemde çoğu insanımız kendini "beşikten mezara" İslamcıların kucağında buldu! Cami ve mescitler hep onların günlük yaşamının bir parçası oldu. Keşke bu insanlar boş zamanlarını camilerde değil de Türk Kültür Enstitüleri'nde geçirseydi; Türkiye'den gelen sanatçılarımızı, edebiyatçılarımızı, aydınlarımızı Almanlarla birlikte tanıyabilseydi! Kültür alışverişinden yola çıkarak toplumlararası bir diyalog Almanya'da hiçbir zaman denenmedi. Her iki ülke de yarım yüzyıl boyunca bu önemli görevi yerine getirmedi. Niçin acaba?

Eskişehirli Mustafa Akçı 73 yaşında. Her hafta dostlarını çevresine topluyor. Hem bir arada olup eskileri yad ediyorlar hem de okumalar, sohbetler, koro şarkılarıyla "canlı ve genç" kalmaya çalışıyorlar. Stuttgart'ın birinci kuşak yaşlıları tam on beş yıldır Akçı'nın çevresinde bir araya geliyor. "Gittikçe azalıyoruz" diyor. "Evden çıkmayanlar, yılın yarısını memleketinde geçirenler, hastalananlar var..." Yaşlılığında kesin dönüş yapanlar da. Akçı'yı en az yirmi yıldır tanıyorum. 1961 yılında Eskişehir'i terk ederek Stuttgart'a geliyor. Çalışma yıllarının çoğunu Mercedes'te geçiriyor. Hep aynı semtte yaşıyor. İnsanlarımızın yoğun olduğu semtindeki kent kütüphanesini günlük Cumhuriyet'e abone ettiren Akçı bugün de gazetemize internetten abone. Çevresindeki Türklere günlük yaşamlarındaki sorunlarında elinden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyor. "1960'larda gelenler şimdi çoktan emekli" diye anlatıyor Akçı. "Fakat ellerine geçen emekli maaşı Avro‘yla pahalılaşan günlük yaşamda hiçbirine yetmiyor." Birçok yaşlı insanımızın hiç olmazsa yılın yarısını ucuz (!) Türkiye'de geçirmesinin başlıca nedeni de bu... Ancak Türkiye ile hiç bağlantısı kalmamış insanlarımız da var. Bütün ailesi zamanla yanına gelmiş bu emekliler Almanya'da kalmak zorunda! "Onlara ilk yıllarda aileleri bakıyor.Ancak bir yaştan sonra bu bakım zorlaşıyor." Bu insanlar her gün birkaç saat gelerek evde bakımlarını yapan kuruluşlara muhtaç! Hizmetin bir kısmını kişi kendi ödüyor, bir bölümünü de devletin sosyal yardım kasası üstleniyor. Evde bakım hizmeti veren kuruluşlar kiliselere bağlı oldukları gibi özel kişilerce de kurulmuş. Son yıllarda, bakıma muhtaç vatandaşlarımızın sayısı sürekli artması üzerine bazı Türk girişimciler de bu yeni pazarı keşfettiler. Bazı illerde gündüz bakımevleri var. Yaşlıları sabah evlerinden alıyor ve istenilen saatte geri getiriliyor. Müzik, resim, okuma gibi etkinliklerin yanı sıra isteyen dinleniyor, yürüyüş yapıyor veya tv karşısında oturuyor. Ruh havzasında açılan ve özellikle Müslümanlara dönük yurtlarda çok yaşlı ve hastalar kalıyor. Yaptıkları açıklamalara göre bazılarının mescidi var, yemekler de tabii "helal..." Bakım görevlileri Türkçe biliyor. Resmi verilere göre Almanya'da bakıma muhtaç 2 milyon insan var. Bunların 1.4 milyonuna kendi evlerinde bakım yapılıyor. Geri kalan yaklaşık 700 bin civarındaki insan ise yaşlılar yurtlarında yaşamak zorunda. Ülkedeki 450 bin yaşlı Türk'ün 25 bininin sürekli bakıma gereksinimi var.

www.ahmet-arpad.de

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme