27 Ekim 2019

"Krallar ve Padişahlar"

CUMHURİYET, 27 Ekim 2019
KARLSRUHE
AHMET ARPAD


Karlsruhe'de bu hafta açılan "Krallar ve Padişahlar" sergisi 17. yüzyılda, Viyana kuşatmalarının ardından Avrupa'nın Osmanlı kültürüne olan ilgisini anlatıyor. Değişik ülkelerindeki koleksiyonlarından bir araya getirilen 320 çok değerli yapıt ön çalışmaları tam dört yıl süren görkemli sergide yer alıyor.
 

Tarihi Karlsruhe Sarayı'ndaki Baden Eyalet Müzesi kuruluşunun yüzüncü yılını kutluyor. Bu kutlamalar kapsamında sarayın büyük salonlarında 16 Ekim'de "Krallar ve Padişahlar" adı altında eşsiz bir sergi açıldı. 1683 yılında IV. Mehmet döneminde başlatılan II. Viyana kuşatması 17. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu ile Avusturya Arşidüklüğü arasındaki savaşların en uzun süreni olmuştu. "Büyük Türk Savaşı" olarak adlandırılan II. Viyana Kuşatması sonrasında ele geçirilen, daha doğrusu atalarımızın Viyana kapılarında bıraktığı silahtan çanak çömleğe, giysiden kahve fincanına, davul, zurna, klarnet, üçgen, zil, ös ve nakkare gibi müzik aletleri şu sıralar Karlsruhe'de. Bu ganimetlerin yanısıra Osmanlı Padişahları'nın sarayı ziyaret eden Avrupalılara verdiği hediyeler, Markgraf Ludwig Wilhelm ve kayınpederi Herzog Julius Franz von Sachsen-Lauenburg'un koleksiyonundaki değerli eserler, 16. ve 17. yüzyıllarda Avrupa saraylarında Osmanlı'ya özenen kralların, kayserlerin, prenslerin ısmarladığı tüfekler, kılıçlar, palalar, giysiler ve tabak - çanaklar altı ay sürecek "Krallar ve Padişahlar" sergisini oluşturan göz alıcı, paha biçilemeyen 'hazine' eserler. II. Viyana kuşatmasının bozgunla sonuçlanması üzerine idam edilen sadrazam Merzifonlu Karamustafa Paşa'nın örme zincirden zırhı da Karlsruhe Sarayı'nda korunan eşsiz Osmanlı eserleri arasında. 17. yüzyıla ait bu dev sergi Osmanlı'nın sanatsal yetkinliğini ve yüksek kültürünün bir kanıtı. 

320 parça
Doğunun kültürü ve gelenekleri özellikle 17. yüzyılda Avrupalının ilgisini çekmiş. "Krallar ve Padişahlar" sergisi 320 parçadan oluşuyor. Sergiyi düzenleyen uzmanlar "Osmanlı eserleri"ni Almanya, Hırvatistan, Avusturya, Polonya ve Macaristan'ın müzelerinden getirtmiş. En büyük katkıyı, "Türk Ganimetleri"ni barındıran Karlsruhe Eyalet Müzesi'nin yanısıra Dresden'de 2010 açılan ve Almanya Demokratik Cumhuriyeti döneminde onlarca yıl mahzenlerde durmuş 600 yapıtı barındıran, son yıllarda iki kez ziyaret ettiğim "Dresden Türckische Cammer" yapmış. Koleksiyonun en göz alıcı eseri, 1729 yılında Saksonya ordusunun gösterileri nedeniyle ısmarlanmış olan dev Osmanlı çadır nakliye zorluğu nedeniyle ne yazık ki Karlsruhe'ye getirilememiş. Ancak 1683'de II. Viyana kuşatması sırasında Polonya ordusunun başındaki kral III. Sobieski'nin eline geçen 17. yüzyıl Osmanlı yapımı, Krakau'dan getirilmiş olan 18 metre uzunluğunda, 5 metre yüksekliğindeki, ipek kumaş ve deriden, gümüş ve altın işlemelerle süslü padişah çadırı Karlsruhe'de hemen hemen bir salonu kaplıyor. 


"Çok kültürlü toplumlar sağlam kültürel temeller üzerine kurulmuştur"
Sergiye katkıları bulunan ülkelerin yolladığı on bilim adamından oluşan kurul, kuratör ve proje sorumlusu, İran asıllı Dr. Schoole Mostafawy'nin denetiminde dört yıllık ortak bir çalışma sonucu bu dev sergiyi gerçekleştirmiş. Karlsruhe ve Dresden müzelerinin yanısıra Graz ve Zagreb üniversiteleri de "Krallar ve Padişahlar"a bilimsel katkıda bulunmuş. Avrupalı Viyana kuşatmaları yıllarında tanıdığı doğudaki komşusunun kültür ve geleneklerini de merak ediyordu! Özellikle saraylarda, soylu ve varlıklı ailelerde Osmanlı'nın kültürüne büyük ilgi oluşmuştu. Bu dönemde Avrupa'daki çoğu kraliyet sanatsal değeri erişilmemiş giyim eşyasından ev eşyasına, müzik aletinden silaha sayısız eseri ya satın almış, ya da Osmanlı'dan getirttiği ustalara yeniden yaptırtmış, günlük yaşamlarında, saraylarında ve şatolarında kullanmış, törenlerde ve davetlerde gururla misafirlerine göstermişti. Ahılarında develer ve Arap atları barındıran soylular da az olmamıştı. Ünlü krallar arasında sanat düşkünü Saksonya Elektörü "Güçlü August"'un bir Şark aşığı olduğu, adamlarını İstanbul'a alış verişe yolladığı bilinir. Kimi balolarda gözüne kestirdiği hanımların hoşuna gitmek için özel olarak diktirttiği Osmanlı kaftanını sırtına geçirirmiş!
 

Çok kültürlülük
Dr. Schoole Mostafawy'nin açılış öncesi yaptığı konuşmada şu söyledikleri çok önemliydi: "İnsanlığın sürgünler ve sığınmalar, politikanın ve toplumların hızlı bir sağa kayış yaşadığı günümüzde çok kültürlü toplumların sağlam kültürel temeller üzerine kurulmuş olduğunu insanlara anlatmak müzelerin görevidir." Baden Eyalet Müzesi 19 Nisan 2020'e kadar sürecek bu büyük sergiyle "Türk Savaşları" olarak tarihe geçen 17. yüzyılda Avrupa ve Osmanlı İmparatorluğu arasında yoğun bir kültür alış verişi de yaşanmış olduğuna dikkatleri çekmek istiyor.

13 Ekim 2019

Develeri görmeyeli çok olmuştu...

CUMHURİYET, 13 Ekim 2019
STUTTGART – AHMET ARPAD

Hemen girişte sizi pembe flamingolar karşılıyor. Sakin sakin, çoğu tek bacağının üstünde öyle durmuşlar gelene geçene bakıyorlar. Az ötede bir insan kalabalığı. Büyük bir havuz. İçinde foklar yüzüyor. Hızlı hızlı, heyecanlı. Yemek saati yaklaşmış olacak! Gerçekten de birkaç dakika sonra elinde içi balık dolu kova bir adam geliyor. Bakıcılarını gören fokların heyecanı artıyor. Adam onları isimleriyle çağırıyor. İsmini duyan hızla geliyor, sudan fırlıyor, bakıcının elindeki balığı kaptığı gibi yine buz gibi sulara dalıyor. Sonra sıra diğerlerinde. Bu oyun bir süre böyle devam ediyor. Biz yolumuza devam ediyoruz.

Wilhelma büyük. 300 bin metrekareye yayılıyor. 1250 cinsten 11 bin hayvanı barındırıyor. Tarihi botanik bahçesinde ve geniş parklarında 7500 çeşit bitki var. Wilhelma 1846 yılında önce büyük bir botanik bahçesi olarak kurulmuş, 20 yıl sonra da hayvanat bahçesi eklenmiş. Bugün Berlin'den sonra Almanya'nın ikinci büyük hayvanat ve botanik bahçesi. 2018 yılında kapılarından içeri giren 1,7 milyon ziyaretçi Wilhelma için yeni bir rekor olmuş.

Çitalarla, antiloplar, zürafalar birbirine oldukça yakın. Hemen karşılarında fillerle suaygıları geziniyor. Geçen yıl Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) ile ortak çalışmaya karar veren Wilhelma şu anda dişi filler Pama ile Zella'nın yaşadığı alan büyültülüp 2023 yılından sonra 14 Asya filine yer açmaya karar verdi. Yolunuza devap edip ceylanların önünden geçiyorsunuz ve yamaçtaki kayalıklara varıyorsunuz. Burada eskiden küçük maymunlar yaşardı. Geçen yıl 2 milyon yakına bir masrafla iyice elden geçirildi, Wilhelma'ya yeni gelen kar leoparları Kailash'la Ladakh buraya yerleşti. Geçen nisanda bu çiftin ikizleri dünyaya geldi. İki aydır her gün mağaralarını terk edip annelerinin gözü altında Moğolistan veya Çin'in 6 bin metrelik dağlarını anımsatmaya çalışan kayalıklarda hoplayıp zıplıyorlar. Resmi açıklamalara göre günümüzde dünyada 4 bin kar leopardı kalmış!

Goriller çimenlere uzanmış uyukluyor
Yolunuza devam ettiniz mi Wilhelma'nın bir başka doruk 'yerleşimi' olan, bonobalarla gorillerin keyif sürdüğü modern, tamamen camdan Maymunlar Evi'ne varıyorsunuz. Stuttgart'ın Wilhelma hayvanat bahçesi Avrupa'nın tek goril yetiştirme merkezi. Bonobolarla goriller 2300 metrekare büyüklüğünde alanda tabii birbirlerinden ayrı yaşıyorlar. Eskisinden çok daha büyük bir alana 2013 yılında 22 milyon Avro'ya inşa ediilen bu yepyeni yapıyla Wilhelma bir dönüm noktasına imza atmış. Maymunların geleceğe dönük yeni bahçeli 'villası' lüks, aydınlık ve de ferah. Burada yaşayan 25 goril ve 16 bonobo oturdukları, yattıkları veya oynaştıkları yerden dışardaki güzel doğayı seyrediyor, günün belli saatlerinde parkı andıran geniş bahçeye çıkıyorlar. 1500 metrekarelik dış yeşil alanda on beş metre yüksekliğindeki değişik ağaçlar, çimenler ve bir derecik onları bekliyor. Goriller tembel tembel çimenlere uzanmış uyuklarken ayrı bölümdeki bonobolar yükseklere tırmanıyor, insanın yüreğini ağzına getiren değişik jimnastik hareketleri yapıyor, metrelerce yukardaki hamaklara kurulup çevreyi seyrediyorlar.

Hayvanat bahçesinde kısa süre önce yapılan değişikliklerle bizonlar, yaban domuzları, Mezopotamya alageyikleri, Tibet öküzleri, eşekler ve develer bir araya getirilmiş. Hepsi de kendi halinde, sakin, kimseye zararı olmayan hayvanlar. İçlerinde beni en çok ilgilendirenler develer! Sadık ve alçak gönüllü, sıcak çöllerde güç koşullara karşın sabırlı, günlerce aç-susuz uzun yollar kateden deve kendine kötülük yapanı da hiç unutmaz. Almanya'nın kimi yörelerinde deve çiftlikleri var. Bunlardan biri de Stuttgart yakınlarındaki Nagold'da. Sütünden kremler, sabunlar, banyo losyonları yapıyorlar. Çiftlik sahibi: “Deve iyi niyetli gibi görünür, fakat istedi mi de kafasına eseni yapar," diyor. "O köpekten çok kediye benzer." Deve olmasaydı acaba Arap insanı ucsuz bucaksız çöllerde binlerce yıl ne yapardı? Türkiye'de 1935 yılında 120 bin deve varken, günümüzde bu sayı 1500'e düşmüş. Acaba ülkemizde develer niçin azaldı?
mail@ahmet-arpad.de