2 Şubat 2014

Muhalefetsiz yönetilen bir ülke

Cumhuriyet, 2 Şubat 2014
STUTTGART
AHMET ARPAD

Üç ay boyunca sık sık buluştular. Görüştüler, uzun uzun konuştular birbirleriyle ve sonunda evlenmeye karar verdiler. Fakat imzaları atmadan önce yakınlarına da bir sordular. "Siz ne diyorsunuz," dediler, "bu evliliğe?" Erkek tarafı önce mırın kırın etti, fakat sonunda "peki," demek zorunda kaldı. Ne de olsa damat bey çok niyetliydi. Şimdi imzalar atıldı ve Angela ile Sigmar derin bir nefes aldı. Daha önce sorun çıkmazsa dört yıl sürecek evlilikleri!

Şaka bir yana. Sosyal Demokrat solcu Sigmar Gabriel isteseydi, Hıristiyan Demokrat sağcı Angela Merkel yerine ülküsüne daha yakın diğer iki partiyle birleşip, Almanya'yı yönetebilrdi. Nedense bunu yeğlemedi, Yeşiller'le Sol Parti'yi muhalefete itti. Şu anda en güçlü AB ülkesi Almanya'da meclis koltuklarının yüzde seksenine sahip bir iktidar var! Demokratik toplumlarda rastlanmayan, kafalarda kimi sorular oluşturan bir gelişme. Hemen hemen muhalefetsiz bir meclis ülkeyi nasıl yönetir, insanlarına ne getirir? Bundan Alman demokrasisi zarar görmez mi? İşte bütün bunlar merak konusu... "Bu evlilik 4 yıl sürmez," diyenler yok değil. Eğer boşanırlarsa tek olanak erken seçim. "Ancak erken seçime gidilmesi Sosyal Demokratlar'ın sonu olur," diye sesini yüksetenleri de ciddiye almak gerek. Görüşmeler öncesinde: "Bırakın Merkel azınlık hükümeti kursun," düşüncesine yakın olanlar da vardı. Çünkü azınlık hükümeti kurulsaydı mecliste muhalefet 319, Merkel 311 koltuğa sahip olurdu. Aradaki fark sadece 8 koltuk! Ancak bütün bunlar gerçekleşmedi, iki güç bir araya gelip, daha da güçlendi, azınlığı altına alıp, iyice ezdi. 22 eylül seçimlerinde on yedi milyon seçmenin sandığa gitmediği Almanya'da demokrasi bakalım neler yaşayacak, göreceğiz!

Ülkedeki yabancıların, özellikle Türklerin CDU ile SPD koalisyonundan beklentileri de gerçekleşmedi. Çifte vatandaşlık düşü yine suya düştü! 2000 yılında çıkarılan bir yasa ile 1990 yılından sonra ülkede doğan bütün yabancı çocukları çifte vatandaş olmuştu, 23 yaşına geldiklerinde pasaportlarından birini geri vermek koşuluyla! Ancak 2013 yılına girildiğinde bazı uzmanlar: "Anayasamız vatandaşın elinden Alman pasaportunu almaya engel çıkarır," diye açıklamalar yapmağa başlamıştı. Devlet bu yıl 23 yaşına basan ve çifte pasaportlu yaşamakta ısrar eden gençleri Alman vatandaşlığından çıkarmaya kalkıştı mı, açılabilecek davalarda zor duruma düşebilirdi. İşte şimdi bunu kavrayan CDU/SPD koalisyon hükümeti 1990'dan sonra doğan bu çocukların çifte vatandaşlığının devamına karar verdi. Merkel & Gabriel hükümetinin yasa değişikliğini sadece yabancı gençlerin çıkarı için yaptığını düşünmek doğru olmaz. Yeni yönetim kendini de düşündü. Bu konuda görüşlerini sorduğum, uzmanlık alanı yabancı vatandaşların yasal hakları olan, uluslararası ünlü profesör Kay Hailbronner Cumhuriyet'e şu açıklamayı yaptı: "Ortaya çıkabilecek sorunlar yasa değişikliğinde mutlaka önemli bir rol oynadı. Devlet şimdi o sorunlardan  kurtulacak. Ancak Türkiye çifte pasaportlu Türk gençlerini askere çağıracak mı, bu kişiler her iki ülkede de oy kullanabilecek mi? Bu gibi ayrıntıların da bir açıklığa kavuşması gerekiyor." Görüşlerini sorduklarımdan bir başkası da Sigmar Gabriel'in yardımcılarından, yeni hükümette  Göç ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanlığı görevine getirilen Aydan Özoğuz. Hamburg doğumlu Özoğuz gazetemize yaptığı açıklamada: "Haklısınız, bu yasa değişlikliğinden her iki taraf da yararlanacak," diye konuştu. "SPD, çifte vatandaşlık hakkına herkesin sahip olması için savaşım vermeye devam edecektir." Baden-Württemberg Eyaleti Uyum Bakanı Bilkay Öney'in de Cumhuriyet'e açıklaması şöyle oldu: "Opsiyon modeli gerek hukuken, gerekse uygulama açısından çok tartışma yaratacak bir yöntemdi. Bu nedenle şimdi kaldırılması çok doğru olacak." Bilkay Öney, göreve geldiği 2011 yılından günümüze hep çifte pasaporttan yana olduğunu da yineledi. Görüştüğüm bir başkası da 2009-2013 arasında Yeşiller'den milletvekilliği yapmış olan avukat Memet Kılıç: "Yasa çıkmasaydı örnek davalar açılacaktı," dedi. "Çok haklısınız bu değişikliğin devlete de yararı var."

Seçim sonrasında yeni hükümetten çifte vatandaşlık bekleyen Türklerin düş kırıklığı büyük oldu! Gerek seçim öncesinde, gerekse seçim sonrasında kılları kıpırdamayan tüm Türk kuruluşları ve medyası şimdi "darbe yedik, aldatıldık, haksızlık, adaletsizlik," diye bağırmaya başladı. Almanya'daki Türk toplumunda birinci nesil dedeyle nine Türk pasaportlu, oğullarıyla kızları Alman-Türk pasaportlu, 1990'dan önce doğan ilk torun Türk, 1990'dan sonra ikinci torun ise Alman-Türk pasaportlu... Böyle aileler hiç de az değil.  

www.ahmet-arpad.de

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme