Aydınlık Avrupa, 16 Ağustos 2026
Stuttgart - Ahmet ARPAD
Almanya'ya günübirlik gelen İsviçreliler ceplerindeki değerli parayı fiyatların daha düşük olduğu komşu ülkede besin maddelerinden giysilere, bilsayarlardan mobilyalara harcıyor. İsviçre'ye dönerken sınırda %19'luk KDV'yi de geri alınca neredeyse %50'ye yakın tasarruf ediyorlar! Bu arada sınıra yakın evini sattıktan sonra parasını Alman tarafındaki emlağa yatıran İsviçreliler de var. Almanya'da oturup İsviçre'de çalışan İsviçreliler de son yıllarda arttı. Freiburg, Konstanz, Waldshut, Lörrach gibi güney kentleriyle Karaormanlar'ın dinlence yerleri de tatil yapmak isteyen İsviçreliler için çoktan çekici oldu. Frank'ın Avro karşısında her geçen yıl daha çok değer kazanması İsviçre dışsatımına yaramıyor, ülkeye gelen turist sayısında da önemli düşüşler yaşanıyor. Zürih'e gelen hangi turist bir porsiyon Şnitzel'le yanında bir kadeh biraya 35 Avro verir? Birkaç yıl önce bir fotoğraf sergi nedeniyle konakladığım sınır kenti Lörrach'da ısmarladığım iki çayla iki pastaya 13 Avro vermiştim. Ertesi gün Ren'in öteki kıyısındaki komşu kent Basel'de aynı şeyler için gelen fatura tam 28 Frank'dı!
"Dünyanın Para Kasası"
İsviçre'nin vergi kaçıranlar için bir cennet olduğu sır değil. Ülkeye "dünyanın para kasası" diyenler var! Tüm kıtaların para babaları, uyuşturucu ve silah kaçakçıları, fakirin fakiri Afrika ülkelerinin Avrupa ve Amerika destekli milyarder kralları, diktatörleri, cumhurbaşkanları, başbakanları paralarını hep sırdaş hesaplara yatırıyorlar. Tam 330 bankaya sahip küçücük Alpler ülkesi, İsviçre'de finans endüstrisinin en 'başarılı' döneminde banka kasalarında 5 trilyon Avro yatmış olduğu bilinen bir gerçek. İsviçreli ünlü bilim adamı, politikacı ve kitap yazarı Jean Ziegler: "İsviçre insanına göre banka hesaplarının gizliliği neredeyse insan haklarına eşit bir özgürlüktür", diyor. "Ülkem 21. yüzyılda çoğu gerçeği dışlamaya hâlâ devam ediyor." Bundan 10 yıl önce, özellikle AB'nin ve Almanya'nın baskıları sonucu Bern hükümeti banka/müşteri sırrını biraz da olsa yumuşatmak zorunda kalmıştı.
Kendini çevresinden, komşularından hep soyutlamış olan İsviçre Avrupa'nın ortasında bir 'ada' olarak ayakta kalmayı ne olursa olsun sürdürmek istiyor. Ancak bu yalnızlığa ne süre dayanabilir, bilinemez! İç savaş yaşanan ülkelerden insanların her şeyi göze alıp akın akın geldiği Avrupa'da İsviçre 2014'de mülteciler yasasını değiştirerek AB'nin 'serbest dolaşım sözleşmesi'ne karşı olduğunu göstermişti. 1930'lı yıllarda Hitler'den kaçan Alman komünistleriyle 25 bin Yahudi´yi sınır kapılarından geri çeviren İsviçre'nin Nazilerin el koyduğu tonlarca Yahudi altınını kasalarında tâ 1990lu yıllara kadar gizlediğini de unutmamak gerek.
İki yüz bin Alman
'Küçük ve şirin' Alpler ülkesi kalifiye eleman gereksimini çoğunlukla Almanya'dan karşılıyor! Günümüzde üç yüz binin üzerinde Alman vatandaşı yedi buçuk milyonluk İsviçre'de sürekli yaşayıp çalışıyor! Sınır ötesine akın bundan on yıl önce başlamıştı. Özellikle uzman doktorlar ve mimarlar Almanya'daki işlerinden istifa edip kazancın yüksek olduğu İsviçre'yi yeğlemeye başlamıştı. Ayrıca Konstanz ile Freiburg arasındaki küçük kent ve kasabalardan da her sabah yaklaşık 20 bin insan evinden çıkıp günübirlik sınır ötesine çalışmaya gidiyor... Sağ eğilimli İşviçreliler son yıllarda: "Daha ne kadar Alman gelecek?" diye homurdanmaya başladı. Ekonomi uzmanları ise şunu itiraf ediyor: "İsviçre ekonomisine katkıları büyük." Sadece doktorlar, mimarlar, otel elemanları yeğlemiyor güney komşuyu. Kilise adamından medya mensubuna hemen hemen her meslek dalında Alman "işçiler" de var İsviçre'de. Son FIFA Dünya Kupası'nda güzel oyunlar çıkaran İsviçre futbol takımının 26 oyuncusundan sadece 10'u İsviçre kökenliydi! Başarılı teknik direktörleri de beş yıldır Murat Yakın...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder