Aydınlık Avrupa, 26.04.2026
STUTTGART - AHMET ARPAD
İlkyaz insanoğlunun canına can katıyor! Kışın geride kalıp güneşin kendini daha çok göstermesiyle, havaların ısınmaya başlayıp doğanın canlanmasıyla insan yeniden doğmuş gibi oluyor! Her yıl bu haftalarda tam kırk yıldır tanıştığımız doktoruma gidip bir görünüyorum, baştan aşağı bir denetimden geçiyorum. Bu bir "teknik bakım" tam anlamıyla! Tepeden tırnağa, içten dıştan... Doktora gitmek için hasta olmayı beklemeye gerek yok. Hele onlarca yıl çalışan "makine" eskimeye başlayınca "check-up"lar sıklaşıyor, erken tanının önemi artıyor. Bu nedenle son on beş yılda mart ayının birkaç gününü değişik muayenelere ayırmak gerekiyor. Bu yıl da her zamanki değişik kontrollerle testlerin ardından görüşmek üzere doktorun karşısına oturdum. Yardımcısının masasına koyduğu dosyaya uzun uzun baktıktan sonra başını kaldırıp gülümsedi ve her yıl söylediğini tekrarladı: "Yaşınıza göre iyi sayılırsınız! Her şey yolunda." Ve ben tam rahatlamış doktora veda etmeye hazırlanırken o: "Sizinle konuşmak istediğim bir şey daha var!" dedi. Bu kez gülümsemiyordu. Ciddileşmişti nedense. "Hayrola?" diye sordum, biraz meraklı, biraz da ürkek. "Merak etmeyin, pek sizinle ilgili değil", dedi. Gülümsemesi yüzüne geri gelmişti. "Bu yıl da kalın bağırsak kanseri ile ilgili bir kampanya başlattık da... Elli yaş üzeri bütün hastalarımızın dikkatini bu ölümcül hastalığa çekiyoruz. Sizde yapılan testlerde herhangi bir şey görülmedi, fakat bir de kolonoskopi taraması yapalım
Ne dersiniz?"
Beslenmenin endüstrileşmesi
Günümüzde, standartlaştırılmış ve paketlenmiş gıdalar, konum veya mevsimden bağımsız olarak satın alınabiliyor ve tüketilebiliyor. Aynı zamanda, tüketiciler hem psikolojik hem de coğrafi olarak yedikleriyle giderek daha fazla bağlarını koparıyorlar; bir anlamda beslenme konusunda cahil hale geliyorlar (ya da cahil hale getiriliyorlar. Örneğin, 20 yıl önce Almanya'da kişi başına yılda ortalama 87 kilogram et tüketiliyordu; bu da günde yaklaşık 240 grama denk geliyordu. İnsanlar ortalama olarak ekmekten daha fazla et tüketiyordu. Geçen yılın sonunda Federal Tarım Bilgi Merkezi'nin (BZL) açıklamasına göre kişi başına yıllık et tüketimi 53,3 kg'a düştü. Domuz eti en popüler et türü olmaya devam ediyor. Kişi başı tüketim 30 kg. Sığır ve dana eti tüketimi hafif bir artış göstererek kişi başı 9,7 kg'a ulaştı. Tavuk eti 13,6 kg.
Üzüm Hindistan'dan geliyor
Almanya yetiştirdiğinden daha çok sebze ve meyveyi ithal ediyor. Yollayan ülkelerin başında İspanya, İtalya ve Güney Afrika geliyor. Aldığınız en ucuz üzüm Hindistan'dan geliyor. Bombay'dan dev gemilere yüklenen üzüm sandıkları Süveyş kanalını geçiyor ve dalından koparıldıktan bir ay sonra da Almanya'nın dükkânlarında kilosu yaklaşık 4-5 Avroya satılıyor! Federal Tarım Bakanlığı Bilgi Verme Merkezi'nin 2024 yılında açıkladığı listeye göre şu ülkeler Almanya'ya sebze ve meyve yolluyor: Kolombiya, Ekvador, Kostarika, Dominik Cumhuriyeti, Hindistan, Güney Afrika, Türkiye (30 bin ton karpuz), İspanya, Brezilya, Yunanistan, Fransa, Hollanda, Polonya ve İtalya...
Günümüz Almanya'sında çoğu insan sağdan soldan aldığı abur cuburla ayaküstü karın doyuruyor. Genci yaşlısı, zengini fakiri, kadını erkeği, sokakta, trende, otobüste, tramvayda, metroda bir şeyler yiyip içiyor. Son yıllarda kıyıntı büfelerinin sayısının gittikçe artması da dikkat çekici. Yanlış beslenen toplumu yakın gelecekte değişik hastalıklar bekliyor. Bu hastalıkların başında da kalın bağırsak kanseri geliyor! Yorgunluk, iştahsızlık, kilo verme, dışkıda kan, kabızlık gibi belirtilerle başlayan bu hastalığa yakalanmamanın tek yolu doktorumun da söylediği gibi belli dönemlerde yapılan testler. Almanya'daki açıklamalara göre bağırsak kanserine yakalanma riski en çok erkeklerde). Tarama testindeki erken tanıyla eski sağlığına kavuşma şansı yüzde doksan, hastalık ilerledikten sonra bu şans yüzde kırka düşüyor. Hastada bu kanser tespit edildiğinde bağırsakta tümörlü olan parça – kimi zaman 30 santime kadar – ameliyatla alınıyor. Doktorum sohbete dönen konuşma sırasında büyük medya patronu Burda'nın bu amaçla 2001 yılında kurmuş olduğu büyük vakfa da dikkatimi çekiyor.
Az hareketli bir yaşam
Yanlış gıdalanma sonucu ortaya çıkan bu ölümcül hastalığın nedenlerine gelince, en büyük tehlike günümüz insanlarının yanlış beslenmesinde yatıyor! Beslenme alışkanlığının giderek endüstriyel gıda maddelerine kayması bağırsak kanseri riskini arttırıyor. Alkollü içkiler, sigara, aşırı kırmızı et, yağlı yemekler, fast-food, düzensiz beslenme ve az hareketli bir yaşam bu ölümcül hastalığın başlıca nedenleri. Az lifli besin maddeleriyle bol sebzeyi, baklagilleri, bol meyveyi ve kepekli unla yapılmış yiyecekleri tüketenin, kırmızı et yerine tavukla balığı yeğleyenin, bol bol sebzeyle meyve yiyenin ve de bu alışkanlığını ömür boyu sürdürmüş olanın kalın bağırsak kanserine yakalanması hemen hemen mümkün değil!
En son açıklamalara göre Almanya'da 2023 yılında 24 bin insan kalın bağırsak kanserinden ölmüş!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder