1 Şubat 2017

Abur cuburla karın doyuranlar

TOPLUM Gazetesi, Şubat 2017
 
Her yılın ilk haftalarında doktoruma gidip bir görünüyorum, baştan aşağı bir denetimden geçiyorum! Bu tam anlamıyla bir "teknik bakım"! Tepeden tırnağa, içten dıştan... Doktora gitmek için hasta olmayı beklemeye gerek yok. Hele onlarca yıl çalışan "makine" eskimeye başlayınca "check-up"lar sıklaşıyor, erken tanının önemi artıyor. Bu yıl da her zamanki değişik testlerin ardından görüşmek üzere doktorun karşısına oturdum. Yardımcısının masasına koyduğu dosyadaki bir sürü kâğıda ve grafiğe uzun uzun baktıktan sonra başını kaldırıp gülümsedi ve her yıl söylediğini tekrarladı: "Yaşınıza göre iyi sayılırsınız! Her şey yolunda." Ve ben tam rahatlamış doktora veda etmeye hazırlanırken: "Sizinle konuşmak istediğim bir şey daha var!" dedi. Bu kez gülümsemiyordu. Ciddileşmişti nedense. "Hayrola?" diye sordum, biraz meraklı, biraz da ürkek. "Merak etmeyin, pek sizinle ilgili değil" dedi. Gülümsemesi yüzüne geri gelmişti. "Bu yıl da kalın bağırsak kanseriyle ilgili bir kampanya başlattık da... Elli yaş üzeri bütün hastalarımızın dikkatini bu ölümcül hastalığa çekiyoruz. Sizde yapılan testlerde herhangi bir şey görülmedi, fakat bir de kolonoskopiyle yapalım. Ne dersiniz?"

Abur cuburla karın doyuranlar

Günümüz Almanya'sında çoğu insan sağdan soldan aldığı abur cuburla ayaküstü karın doyuruyor. Yeni yılın ilk haftasında Almanya Tarım Bakanlığı '2017 Beslenme Raporu'nu açıkladı. Bu rapora göre Almanya'da toplumun %41'i akşamları 'dondurulmuş pizza' veya sadece ısıtılacak 'hazır yemekleri' yeğliyor. Bu rakam daha bir yıl önce %32'ymiş!  Ancak bu gibi hazır yemeklerde sağlığa zararlı yüksek oranda tuz, şeker ve yağ olduğu da raporda belirtiliyor. Almanya'da gittikçe daha çok insan, genci yaşlısı, zengini fakiri, kadını erkeği, sokakta, trende, otobüste, tramvayda, metroda bir şeyler yiyip içiyor. Son yıllarda kıyıntı büfelerinin sayısının gittikçe artması da dikkat çekici. Günün her saatini dolu dolu geçirenler akşama mutfağa girip yemek pişirmek istemiyor. Ancak bu kötü alışkanlığın sonucu yanlış beslenen toplumu yakın gelecekte değişik hastalıklar bekliyor. Bu hastalıkların başında da bağırsak kanseri geliyor! Almanya'da her yıl yetmiş üç bin insan kalın bağırsak kanserinden ölüyor!

Yorgunluk, iştihsazlık, kilo verme, dışkıda kan, kabızlık gibi belirtilerle başlayan bağırsak kanserine yakalanmamanın tek yolu doktorumun da söylediği gibi belli dönemlerde yapılan testler. Almanya'da yapılan açıklamalara göre bu hastalığa yakalanma riski (en çok da erkeklerde) 40 yaşından başlayarak her on yılda bir ikiye katlanıyor! Tarama testindeki erken tanıyla eski sağlığına kavuşma şansı yüzde doksan, hastalık ilerledikten sonra ise bu şans yüzde kırka düşüyor. Hastada bu kanser tespit edildiğinde bağırsakta tümörlü olan parça – kimi zaman 30 santime kadar – ameliyatla alınıyor. Doktorum, sohbete dönüşen konuşma sırasında büyük medya patronu Burda'nın bu amaçla 2001 yılında kurmuş olduğu büyük vakfa da dikkatimi çekiyor.

Bu ölümcül hastalığın nedenlerine gelince, en büyük tehlike günümüz insanlarının yanlış beslenmesinde yatıyor! Beslenme alışkanlığının giderek endüstriyel gıda maddelerine kayması bağırsak kanseri riskini arttırıyor. Alkollü içkiler, sigara, çok kırmızı et, yağlı yemekler, fast-food, düzensiz beslenme ve az hareketli bir yaşam bu ölümcül hastalığın başlıca nedenleri. Az lifli besin maddeleriyle bol sebzeyi, baklagilleri, bol meyveyi ve kepekli unla yapılmış yiyecekleri tüketenlerin, kırmızı et yerine tavuk ve balık etini yeğleyenlerin kalın bağırsak kanserine yakalanmaları hemen hemen mümkün değil! "Ben onlarca yıldır hep böyle besleniyorum, yine de mi kolonoskopik test?" diye soruyorum. "Biliyorum" oluyor yanıtı, "fakat yine de bir düşünün derim!"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme