24 Şubat 2016

Friderike'ye Mektuplar

Radikal Kitap, 24 Şubat 2016
Selim İleri

İlkgençliğimde okuduğum incecik bir kitaptı Friderike'ye Mektuplar, Kemal Demirel'in Yankı Yayınları'ndan. Stefan Zweig ilk eşi Frederike'ye yazmış, o mektuplardan seçmeler. Bize eşsiz Zweig'ı kazandıran Burhan Arpad mı çevirmişti? Ödünç vermiştim, bir daha geri gelmedi kitap.

Şimdiyse Stefan Zweig-Frederike Zweig Mektuplaşmalar'ını okuyorum (Ayrıntı Yayınları). 1912'den 1942'ye mektuplaşmayı değerli Ahmet Arpad dilimize kazandırmış. Nefis bir sunuş yazısı, son söz ise Ahmet Cemal'in.

Otuz yılın mektuplaşması roman esintileriyle başlıyor, Zweig'ın o unutulmaz veda mektubuyla sona eriyor. O veda mektubu, ilk okuduğum günden bu yana beni kahreder. Mektuplaşmayı okurken hep Argos'taki Stefan Zweig bölümünü hatırladım, Ahmet Cemal gerçekleştirmişti, Argos'taki en acı özel bölümlerden biriydi.

Ahmet Arpad sunuşta bugünden bakıyor Stefan Zweig'a, çağımızın, günümüzün karanlığından ve Satranç yazarının daha Birinci Dünya Savaşı'ndan başlayarak, yeryüzünün nereye sürükleneceğini saptamış olduğunu vurgulayarak:

"1914'te başlayan I. Dünya Savaşı yıllarında Viyana'daki Savaş Arşivi'nde göreve alınır. Genç yazar ilk yıllarda savaşa coşkuyla bakar, fakat kısa süre sonra hatasını kavrar. Savaş karşıtı ve barışsever Zweig, I. Dünya Savaşı yıllarında doğar." O Zweig artık intiharına kadar barış için mücadele edecektir.

Yine Ahmet Arpad'dan öğrendim: Joseph Roth yazmış Zweig'a Nazilerin korkunç döneminde: "Çok büyük bir felakete sürüklendiğimizin farkında olduğunuzu sanıyorum. Edebiyat yaşamımız yok olacak."

Günlüğe düşülmüş bir not, Zweig'tan, Arpad'ın bilgilendirmesiyle: "En iyisi insanın yanında hep küçük bir şişe morfin bulundurması." Daha hüzünlüsü: "Bizler her yerde vatansız olacağız. Biz bugün bir hiçiz, yarın da bir hiç olacağız." Bu son cümle gerçekten çok düşündürücü. Edebiyatın silahıyla savaşların gözü kara silahları arasındaki müthiş ayrımı derinden duyumsuyorsunuz.

Mektuplaşma çekingen sevgilerle başlıyor; sonraki yıllarda evlilik, iki uygar insanın dostça ayrılması –şüphesiz o ayrılık sebebi de derinden yaralayıcı- birbirlerini hiç yitirmemeleri, yıkımdan ibaret sona usul usul, göz göre göre sürükleniş...

Serüven bilindiğinde, kederi çok daha yoğunlaşan bir mektuplaşma. Dünün Dünyası'nı iç sızıyla okumuştum. Bu mektuplaşma o iç sızısını pekiştirdikçe pekiştiriyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme