6 Eylül 2015

Mülteci yurtları yanarken

Cumhuriyet, 06.09.2015
STUTTGART
AHMET ARPAD


Nobel Barış Ödülü'nü 2012 yılında Avrupa Birliği hak etmişti. O günlerde açıklandığına göre "AB'nin insan haklarına ve demokrasiye olan katkıları" ödül verilmesinin gerekçesiydi. Günümüzde ülkelerindeki savaştan kaçan, ölmemek ve insanca yaşamak isteyen bir milyona yakın mülteci Avrupa'ya akın ediyor. Yirmi yedi AB ülkesinden sadece birkaçı onları kabul ediyor! Bunlardan biri de yabancı düşmanlığının son 15 yılda hızla arttığı Almanya. NPD, NSU, HoGeSa, Pegida... Aşırı sağcılar Almanya'da gittikçe daha çok saldırgan olurken, politikacılar karşılarında yetersiz kaldı. Bugün bir çok bölgede politikacıların değil onların sözü geçiyor, yalnız bırakıldığına inanan küçük insanlar onlara daha çok güveniyor. Bielefeld Üniversitesi'nden Prof. Andreas Zick'in açıklamasına göre özellikle doğunun 'insansız yörelerinde' son yıllarda gittikçe iyi organize olan radikal grupların 'hukuk sistemi' geçerli. Prof. Zick: "Toplum içindeki çatlağın büyüme tehlikesine 2014 sonunda dikkatleri çekmiştik" diyor.

Mülteci yurtlarını kimler yakıyor?
2012'de Almanya'da 24 mülteci yurdu saldırıya uğramış,  2015 yılının ilk sekiz ayında bu sayı ona katlamış! Çoğu yakılmış. Yabancı düşmanlığı ve ırkçılık nedense, daha çok köylerle kasabaların hızla insan yitirdiği, yabancıların pek ayak basmadığı Almanya'nın doğu eyaletlerinde kendini gösteriyor. Berlin hükümeti 1991'den bu yana özel bir yasa ile "doğunun yeniden inşaatı" adı altında vatandaşlarından 250 milyar Avro'yu toplamasına karşın nüfus azalıyor. 1991 yılında Stuttgart'tan doğu Almanya'ya tayinini isteyen bir tanışım uzun yıllardır orada bir bakanlıkta görevli. "Özellikle Mecklenburg ve Uckermark'dan her yıl ortalama 25 bin Alman batıya kaçıyor!" dedi geçenlerde. "Sokaklarda insan görmezsin!"  Özel yatırıcımlar doğuya gitmiyor, yeni iş yerleri açılmıyor, işsizlik batıdakinin iki katı. Geleceğini garanti altına alamamış insanların yaşadığı bu bölgelerde ırkçılar, yabancı düşmanları, aşırı sağcılar, neonaziler tabii cirit atıyor. Almanya İçişleri Bakanlığı'nın açıklamalarına göre ülkede 2014 yılında 130 ırkçı  saldırı olmuş. Bunlardan 61'i toplam nüfusun sadece yüzde on yedisinin yaşadığı eski Demokratik Almanya Cumhuriyeti topraklarında gerçekleşmiş...

"Ayak takımına göz yummayacağız!"
Bir yıl içinde %40'lık bir artış! Mültecilerin sındığı yurtları yakanlar, onları sokakta çevirip dövenlere geçenlerde "hayvan sürüsünden farkları yok" diyen başbakan yardımcısı, sosyal demokrat Sigmar Gabriel'e hakaret ve küfür dolu mektuplar yağdı, ölüm tehditleri aldı. Bunun üzerine parti genel sekreteri Yasmin Fahimi: "SPD bu ayak takımına göz yummayacaktır!" diye tepki gösterdi. Sadece Almanya sınırları içinden bu yıl ülkeye 800 bin sığınmacının girmesi bekleniyor. Almanya hazırlıksız, AB'nin 27 üyesinden 24'ü topraklarında mülteci istemiyor. Nobel Barış Ödüllü Avrupa'da nasyonal egoizm güncel mülteci akınlarıyla ön plana çıkmaya başladı. AB içindeki ayrımcılığın "ceremesi"ni Almanya çekecek gibi. Sağcı popülizm ve sağcı radikalizmin toplumu bölme tehlikesi var. "Politika iflas ettiği anda bazı bölgelerde sağcı gruplar ve onların peşinden gidenler demokrasiyi ele alabilir" diyor profesör Zick. "Kaba kuvvetin meşrulaştığı toplum gruplarında radikal sağla mücadele edilemez." İki Almanya'nın birleşmesinin ardından çeyrek yüzyıl geçmesine karşın doğunun bazı yörelerinde "demokrasi açığı" olduğu son olaylarla kanıtlanıyor. Oralarda güçlü bir "demokrasi kültürü ve sivil toplum" oluşturmak için acaba geç mi kalındı? Düzen yıpranıp zorlanıyor mu?

www.ahmet-arpad.de

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme