2 Kasım 2014

Remarque, barış savaşçısı...

CUMHURİYET, 2 Kasım 2014
STUTTGART
AHMET ARPAD

Erich Maria Remarque ayağa kalkar, elindeki içki şişesini lokantada oturanlara gösterek seslenir: "Bakın, çevirmenim Burhan Arpad bana ne getirdi İstanbul'dan!" Yıl 1956, bir ağustos akşamı, İtalyan İsviçresi, Lago Maggiore kıyısında Porto Ronco. Locanda Miller'in masaları dolu. 20. yüzyılın en ünlü yazarlarından biri kabul edilen Remarque'ı "Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok" çevirisiyle Türk okuruna tanıtmış ve ardından onun en önemli eserlerini dilimize kazandırmış olan Burhan Arpad Porto Ronco buluşmasına eli boş gelmemiştir. Değişik içkileri sevdiğini bildiği yazara bir şişe Yeni Rakı getirmiştir.

Batı Almanya cumhurbaşkanlarından Theodor Heuss'un (1884-1963) Stuttgart'taki büyük villası oturduğum eve yakın. Bütün villa bir müze. Şu sıralar villanın bir katı Hitler'in kitaplarını yaktığı, ülkeden kovduğu Remarque'a ayrılmış. Yazarın doğum yeri olan Osnabrück'de kurulu Remarque Özgürlük Merkezi'nin verdiği sayısız döküman, fotoğraf, belge ve müsvedde Stuttgart'ta sergileniyor. Sergiyi düzenleyenlerin ‘kavgacı barışsever' dedikleri Remarque'ın yaşam boyunca tek amacı küçük insanın militaristlerin gerçek yüzünü görmesi ve barışın kutsallığını kavramasıydı. O savaşa karşı sadece kalemiyle savaştı, militarizmi hep eleştirdi, çıkarları adına kimi politikacıların sinsi planlarla insanları boğazlamasını bütün yürekliliğle yerdi. Remarque'a göre insanlar arasında gerçek barış, savaşın toplumlar için en büyük yüzkarası olduğunun yığınlara anlatılmasıyla gerçekleşebilirdi. Savaşa karşı savaş açmış dünya yazarları arasında onun hâlâ ayrı bir yeri vardır... Elli dile çevrilmiş, yirmi milyon baskı yapmış olan "Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok" geçen yüzyılın ilk ve en başarılı savaş karşıtı eseridir. "Ben Batı Cephesi'yle şikayet etmekten çok, savaşta bir neslin yitirilmiş olduğuna toplumun dikkatini çekmek istiyorum...." diyen Remarque'ın anlattıkları kendi yaşadıklarına dayanır.
İlginçtir, Alman edebiyat çevreleri Remarque'ın romanlarına çoğu kez mesafeli durmuş, hatta onları küçümsemiştir. Onu büyük bir Alman edebiyatçısı olarak övenler daha çok yabancı okurlarıdır. Ünlü yazar savaş sonrası Almanyası'ndan şöyle söz etmiştir: "Kaygılıyım. Eski Nazi ruhuna şurada burada tek tük de olsa rastlanıyor. Uyanık olmak, dikkatle izlemek gerekiyor..."  Remarque'a göre genç neslin de ana babalarının bir zamanlar ne suçlar işlediğini çok iyi öğrenmesi gerekir. „Bugün ülkede önemli yerlerde eski Nazilerin görev almasına da aklım ermiyor. Eski pislikler örtmekle yok edilmez..."

Çevirmeni Burhan Arpad'ın: "Benim en sevgili yazarım" dediği Remarque gerçekten çok sevilmesini gereken bir yazardır! Savaşa karşı sadece kalemiyle ömrü boyunca savaştığı, militarizmin her biçimini eleştirdiği, şu ya da bu çıkarcılar adına kimi politikacıların sinsi planlarla insanların insanları boğazlamasını bütün yürekliliğiyle yerdiği için. Hızlı bir yaşamı seven, Greta Garbo ve Marlene Dietrich ile büyük aşklar yaşayan Remarque öldüğünde arkasında on bir roman, bir tiyatro oyunu ve 20. yüzyıl Alman edebiyatında hiç bir yazarın ulaşamadığı büyük bir ün bıraktı. O eserleri ile kanlı savaşlardan geçinen çirkin politikacılara seslenir, militaristlerin gerçek yüzünü ve barışın kutsallığını insanlar kavrasın, barış dolu bir dünya gerçekleşsin ister. Burhan Arpad 1980'de Porto Ronco'ya tekrar uğrar. Bu kez ailecek gitmiştik. ‘Barış Savaşçısı" yazarın ‘Ronco sopra Ascona‘ mezarlığındaki, Laggo Maggiore manzaralı kabrini ziyaret etmiştik.

"Bu sergiyle onun insancıl ve politik sorumluluğunu öne çıkarmak istiyoruz" diyen sergi yapımcıları bence başarılı olmuş.

www.ahmet-arpad.de

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme