6 Nisan 2014

Almanya soruyor: "Gülencilerin amacı ne?"

Cumhuriyet, 6 Nisan 2014
STUTTGART
AHMET ARPAD


Etkinliğin yapılacağı salona girerken yanından geçtiğim masanın üzerinde duran Türkçe bir gazete dikkatimi çekiyor. Alıp, şöyle bir karıştırıyorum. Az sonra başlayacak etkinlik için tam sayfa ilan verilmiş: Alman-Türk Kültür Olimpiyatı! Ortasında kocaman bir fotoğraf, Alman yöresel giysili, siyah saçlı iki kızla, kısa deri pantalonlu sarışın bir oğlan çocuğu. Salona girerken yanıma Muammer Akın geliyor. 1997'den bu yana tanışıyoruz. Stuttgart'ta, Halil Şimşek Hoca'nın başını çektiği Gülen hareketinin temellerini atan gençlerden biriydi. Ayaküstü sohbetimizin ilk konusu Türkiye'de yaşananlar. Muammer, başbakanımıza öfkeli. Ona Erdoğan'ın şu sözlerini anımsatıyorum: "Bak Türkçe Olimpiyatları yapıyorlardı ne güzel. Artık bitti iş. Artık Türkçe olimpiyatları yapamazlar…" Muammer'in yanıtı: "O zaman biz de büyük finali Almanya'ya alırız!" oluyor. Şaka mı yapıyor, yoksa ciddi, mi, anlayamıyorum. Ve az sonra etkinlik başlıyor. Salonda iki bin kişi var. En ön sırada oturan bir kaç Alman yerel politikacının dışında hepsi de bizim vatandaş! Genç kızlarla, genç oğlanlar şarkılar, Anadolu türküleri, halk dansları, şiirler sunuyor. Hoparlörler sonuna kadar açılmış. Sunucu Ümit de konuşmuyor, bağırıyor. İzleyenleri coşturmak istediği belli. Az önceki etkinlik reklamında gördüğüm Alman yöresel giysili çocukları arıyor gözlerim. Yoklar. Çoğu başı kapalı kızların üzerindeki giysiler Anadolu'yu anımsatıyor gibi. Biraz tuhaf. Bir şiirle, bir şarkı dışında sunulanların tümü Türkçe. Çocuklar tutuk, disiplinli, vücutları kaskatı, gülümseyeni çok az. İçlerinde tek coşkulusu "Anadolu Benim" şarkısını söyleyen Elefterious Vassiliadis! Olimpiyat'ı düzenleyen Türk-Alman Eğitim Derneği sorum üzerine salon kirasının 16 bin Avro olduğunu açıkladı. Bir saat on beş dakikalık etkinlik için!

Almanya'da Gülen Hareketi konusuna son aylarda Der Spiegel ve Alman televizyonu ARD'nin yanısıra ülkenin tanınmış büyük gazeteleri de iyice el attılar. Özellikle Gülen hareketine sürekli eleştiriler yöneten ünlü Der Spiegel dergisinin Türkiye ve cemaat deneyimli yazarı Maxmilian Popp, Hareket'in Almanya'da İslami öğeleri ağırlıklı bir Türk milliyetçiliğine yöneldiğinin üzerine basıyor. Yaşamının üç yılını Türkiye'de geçirmiş, Bilgi Üniversitesi'nde uluslararası hukuk ve politika üzerine öğrenim görmüş olan Popp 2012'de Der Spiegel'de yayınladığı "Mayfa Babası" başlıklı 4 sayfalık yazısıyla cemaati öfkelendirdiği gibi bir çok Alman okurun da gözünü açmıştı. O günden bugüne cemaat ve Hocaefendi Alman medyasının ilgi odağı oldu. Hemen hemen hepsi de eleştirisel yazıların, haberlerin, filmlerin, radyo röportajlarının ardı arkası kesilmeyecek gibi. Gazeteciler okullarının, dersanelerinin, derneklerinin, öğrenci yurtlarının kapılarını çaldılar. Sorularına ender doyurucu yanıtlar aldılar. Almanya'nın ünlü gazetelerinden Frankfurter Allgemeine geçenlerde cemaatin ileri gelenlerinden Ercan Karakoyun'a sormuş: "Alman polisine Gülenci Türk asıllı polislerin sızdığı iddiası var, ne diyorsunuz?" Yanıt alamamış. Türkiye'deki son gelişmelerden etkilenmiş olan Almanya Gülen cemaatinin önde gelenleri bir değişim geçirmelerinin gerektiğinin farkına varmış gibi. Ancak şimdilik değişen tek şey dernek isimleriyle yönetimcileri! Abdullah Aymaz yeni kurulan "Diyalog ve Eğitim" adlı bir vakfın denetleme kurulunda. Vakfın başkanı Karakoyun'a Stuttgart'taki bir toplantıda: "Bir süre önce Türk basını Aymaz'ın Hocaefendi'nin yerine geçeceğini yazmıştı" dediğimde "Hayır, yok öyle bir şey!" diye karşı çıkmıştı. Otuz beş izleyici karşısında yaptığı konuşmasında sık sık diyalogtan, toleranstan, karşılıklı anlayıştan, düşünce ve din özgürlüğünden, demokrasiden, barıştan, kadın ve erkek eşitliğinden söz etmişti. Toplantıya türbanlı bir kaç kadın da katılmıştı. En arka sırada oturuyorlardı!

Alman medyasının cemaati eleştirmeye başlaması artık çoğu politikacının da gözünü açmış gibi. Berlin'de Sol Parti, Stuttgart'ta Hıristiyan Demokratlar (CDU) verdikleri soru önergeleriyle dikkatleri çektiler. Çoğunluk sınırsız şeffalık talep ediyor! Görüştüğüm politikacılar "konunun üzerine sürekli gideceğiz" diyor. Kuzey Ren Vestfalya İçişleri Bakanı Ralf Jaeger kısa süre önce yaptığı açıklamayla Erdoğan'la Gülen arasında yaşanan depreme dikkatleri çekti. Onun hemen ardından Ren-Pfalz Eyaleti İçişleri Bakanı Roger Lewentz, Federal İçişleri Bakanı'ndan Gülen hareketinin tüm Almanya çapında çalışmalarının izlemeye alınmasını talep etti. Yine aynı günlerde Baden-Württemberg Anayasayı Koruma Örgütü yaptığı bir açıklamayla, Gülen'in görüşlerinin inanç özgürlüğü ve özgür demokrasinin temel ilkeleriyle bağdaşmadığını ve yakın gelecekteki çalışmalarında bu konuya ağırlık vereceğini belirtti. Fethullah Gülen'in geçmişte Almanya'da dağıtılan bazı yayınlarında "özgürlükçü demokratik düzenle çelişki içinde" olduğuna da dikkatleri çekti. Baden-Württemberg Anayasayı Koruma Örgütü'nün 3-4 ay sonra Eyalet Meclisi'ne yeni bir "Gülen Hareketi raporu" sunması bekleniyor.

www.ahmet-arpad.de

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme