4 Kasım 2012

Bulutların üzerinde yaşam başka...

Cumhuriyet 04.11.2012
STUTTGART
AHMET ARPAD


Boylu poslu, sarışın ve de güzelliği hâlâ çekici! Görmeyeli çok olmuştu, “Tam on beş yıl” diyor. Geçenlerde Stuttgart’ın göbeğinde karşılaşmamız büyük bir rastlantıydı. Ailesi komşumuzdu, sık sık görüşürdük. Liseden sonra bir seyahat acentesinde çalışmış ve günün birinde bavulunu topladığı gibi Frankfurt’a gidivermişti. “Hostes oluyorum” demişti vedaya uğradığında. Soruyorum: “Neler yaptın, nasıl geçiyor hosteslik yılları?” “Artık geride kaldı o meslek” diyor. “Geçen yıl bıraktım, evlenmeye karar verdim.” İstasyona gidiyordu, Köln treni bir saat sonra kalkacaktı. Yakındaki Park Cafe’de biraz sohbeti kabullendi. Az sonra, yanında Sacher pastası çaylarımızı yudumlarken gerçekten anlatacak çok şeyi vardı. Havada ilk yılları sürekli iç hatlarda geçmişti. Sonra Frankfurt ve Düsseldorf çıkışlı uçaklarla Avrupa ülkelerine uçmuştu. Önce küçük uçaklarla; mesleğinde ilerledikçe uçaklar büyümüştü. Tabii en ilginci, bir hostes için en zoru da Jumbo’lar olmuştu. Son yıllarda genellikle denizaşırı ülkelere gitmişti. “Bir A 380-800 ile uçuş kimi zaman 8-10 saat sürüyor, ortalama beş yüz müşteri var, değişik milletten insana hizmet etmek zorundasın” diye anlatıyor. “Kuzey Amerika, Güney Amerika, Asya ülkelerine gidiyorsun. Uçak iki katlı, alt kat ekonomi, kalabalık oldu mu, işin zor. Sekiz hostes koşuşturup duruyor. Yukarısı business ve first class. Fakat az yolcu demek kolay iş demek değil. Orası varlıklıların katı!” O anlattıkça açılıyor, ben ise suskun dinliyorum. Fakat arada sırada gülümsemeden de edemiyorum. Sarhoş yolcu, korkak yolcu, hasta yolcu, ağlayan bebekler, şımarık çocuklar... “Sadece onlar mı?” diyor. “İşi iyi gitmemiş stresli işadamı, tatilde kavga etmiş karı-koca, yitirdikleri maçtan dönen bir grup ‘futbolsever’, uçağın teklerlekleri daha yere değmeden cep telefonunu açanlar...” Hepsiyle baş etmek zorunda hostes. Sinirlerini yitirmeden tabii. “En zor müşteriler de ‘Sen benim kim olduğumu biliyor musun?’ diyenler! Hostes hep gülümsemek zorunda, ancak bu gibiler gülümsemeni hakaret olarak kabul edebileceği için de çok dikkatli olmalısın!” Söylediğine göre hep iç hatlar uçtuğu ilk yıllarında Frankfurt-Berlin uçuşlarından nefret edermiş. Nedeni mi? Çok politikacı ve çok ünlü sanatçının bu hattı kullanması! “Hiçbir yolcunun aniden hastalandığı oldu mu?” diye soruyorum. “Birkaç kez” diyor. “Kalp krizi geçiren yolcularda zorunlu inişler yaptık. Bu durumda uçağın tekerleklerinin on dakika sonra yere değmesi gerekir. Hep başardık!”

Hostesliği bütün bu stresine karşın severek yapmış olduğunu söylüyor. Son 5 yılını baş hostes olarak denizaşırı uçuşlarda geçirmiş. “Atlantiğin üzerindeki fırtınalarda yüreğim ağzıma gelmesine karşın güzeldi.” Ne de olsa gittikleri kentlerde 2-3 gün dinlendikleri olurmuş. “15 yıl boyunca kaç havalimanına indiğini anımsıyor musun?” diyorum. Gülümsüyor. “Tabii, hepsi kayıtlı” diyor. “138 havalimanına, kimine defalarca! Yaşamımın 9400 saati havada geçmiş!” İlk uçuştan önce başarmak zorunda olduğu bir buçuk aylık hosteslik kursunda öğrendikleri de çok ilginç! Sadece uçakta yemek, içki servisi, duty-free satışı yapmayı öğretmemişler... Uçak açık denize, balta girmemiş ormanlara, Sahra’ya veya Kuzey Kutbu’na zorunlu iniş yaptığında bir hostes nasıl davranacak? Balık nasıl tutulur, zehirli yılanlarla nasıl baş edilir, buz çölünde donmamak için ne yapılır?.. Bıraksam daha çok anlatacak, fakat treninin kalkmasına on beş dakika var. Hesabı ödeyip hızla karşıdaki istasyona geçiyoruz. Acele etmemize hiç gerek yokmuş. O gün öğleden sonra tüm trenler gecikmeli. Alman devlet demiryolları ve Berlin hükümeti Stuttgart tren istasyonunu yerin altına almakta ısrar edeli her şey karıştı. Üç yıla yakındır, her pazartesi kentte 2-3 bin insan sürekli nümayiş yapıyor. Şu sıralar sık sık seferler iptal oluyor, kimi gün birkaç saat rötar yapıyor. Geçenlerde de on gün içinde iki tren raylardan çıktı, elektrik hatları koptu, yaralananlar oldu. Kısa süre önce basına sızdırılan bir bilirkişi raporu yeraltına yapılacak istasyonun yangında binlerce insana kapan olacağını kanıtladı! Fakat yönetenler her şeye karşın “bu proje gerçekleşecek” diye inat ediyor. Bugünkü gecikmenin nedeni de yakındaki Ludwigsburg istasyonuna bomba ihbarı yapılmış olmasıymış. Hıristiyan Demokratlar’ın 2011’de eyalet hükümetini yitirmelerinin ardından geçen pazarki seçimlerde belediye başkanlığını da Yeşiller’e kaptırmalarının en büyük nedeni hâlâ tren istasyonu projesinde “budalaca” ısrar etmeleri! Biraz sonra treni elli dakika gecikmeli kalkarken eski tanışa el sallıyorum ve şu günlerde tren yolculuğu yapmadığıma şükrediyorum. Birkaç ay önce bir Münih dönüşünde, modern ICE’nin dizel lokomotifi tam gaz giderken aniden bozulduğu için Allah’ın dağında iki saat trende hapis kalmış, kurtarılmayı beklemiştik...

www.ahmet-arpad.de

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme