19 Şubat 2012

Toplum, ‘Ben bildiğimi yaparım’ diyenlere karşı!

Cumhuriyet 19.02.2012
STUTTGART
AHMET ARPAD

İkinci Dünya Savaşı yıllarında Türkiyeye sığınan Alman profesörlerinden biri de Stuttgartlı mimar Paul Bonatz idi. Türkiyeye kaçmasının nedeni Münih tren istasyonu projesini kendi kafasına göre değiştirmek isteyen Hitlerle anlaşmazlığa düşmesiydi. Anıtkabir projesinde uluslararası jürinin başkanlığını yapan Bonatz, yaşamını 1954’e kadar Türkiyede sürdürdü, ülkemizde birçok önemli projeye imzasını attı. Kent plancısı ve mimarı Bonatz’ın adı Almanyada iki yıldır dillerden düşmüyor. Onun önemli eserlerinden biri kabul edilen Stuttgartın 100 yıllık tarihi tren istasyonunu kısmen yıkıyorlar. Yeni istasyon yeraltına inşa edileceği için Bonatzın istasyonu da bir alışveriş merkezi olup, işlevini tamamen yitirecek. (İnsan Haydarpaşada ve Taksimde yapılmak istenenleri düşünmeden edemiyor!) Bugünkü 16 peronlu tarihi istasyonda her saat 40 tren durup kalkıyor. 

Bonatzın yapısı bugün bile Almanyanın en dakik tren istasyonu olarak ünlü! Yerin altına inşa edilecek istasyon ise sadece 8 peronlu! Yer üstündeki raylar kalkınca boşalacak araziye sadece milyonerlerin satın alabileceği kadar pahalı, lüks sayısız yapı kondurulup, projenin milyarlık kazanç kaymağını birilerinin yemesi sağlanacak! Nüfusu 480 bin olan Stuttgartta projeye karşı çıkan binlerce insan 2009dan bu yana aralıksız her pazartesi akşamı sokaklara dökülüyor. Stuttgart parkında, iki yüzün üzerinde tarihi çınar yeraltı istasyonuna yer açmak için yakında yok edilecek. 2010 güzünde bu ağaçların kesilmesini çimenlere oturarak engellemek isteyen genç, yaşlı insanları geri tepen binin üzerindeki polisin kaba kuvvet kullanması sonucu 450 kişi yaralanmıştı.  

Kentin altına ve Ulm yönündeki dağlara açılacak toplam 60 km.’lik tüneller, yöre arazisinin büyük bir bölümü kireçtaşından oluştuğu için suyla karıştığı anda büyük riskler taşıyor. Budapeşteden sonra Avrupanın ikinci büyük kaplıca kenti olan Stuttgartta bu projeyle şifalı yeraltı suları da büyük tehlike altına girecek. Bütün bunlar niçin mi yapılmak isteniyor? Bu projeyle Paris-Budapeşte arasında trenlerin daha hızlı çalışacağı söyleniyor. Ancak 10 milyar Avroluk Stuttgart-Münih bağlantısıyla iki kent arası 33 dakika kısalacakmış! Bugün hızlı trenler iki kent arasını 2 saat 19 dakikada alıyor. Elimdeki Devlet Demiryolları kaynakları ise 1991’de ilk kez sefere konan hızlı ICE trenlerinin Stuttgartı Münihe 2 saat 08 dakikada bağladığını kanıtlıyor. 1991den bu yana modernleştirilen süper hızlı trenler 20 yıl sonra daha hızlı gideceklerine acaba niçin daha yavaş gidiyor? Nedeni çok basit. Projeye karşı çıkan Almanya Tren Sürücüleri Sendikası, yazılı soruma verdiği yanıtta: Stuttgart-Ulm arasındaki rayların bakımına son on yılda yapılan yatırım hemen hemen sıfır olduğu için hattın büyük bölümünde ağır gitmek zorundayız açıklamasında bulundu. Nedenini sorduğum devlet demiryolları üst düzey yetkililerinden ise bir buçuk aydır çıt çıkmıyor! 
2020’de gerçekleşmesi istenen 10 milyar Avroluk çılgın demiryolu projesi insanları politikacılardan iyice soğuttu. Bonatzın tarihi istasyonunu kanatsız bir kuşa çevirmekte, çok riskli, altından kalkması gerçekten çok güç bir projeye olmayan milyarları yatırmakta inat edenler kenti ikiye böldü, insanlar politize oldu. Her hafta binlerin sokağa dökülmesi, politikacılardan hesap sorması, onlara kafa tutması iki küsur yıldır sürekli Almanya medyasında. Hakkını arayan, kimi şeylerin en son ana kadar kendisinden gizlenerek, ona pek sorulmadan, tepeden inme yapılmasına karşı koyan Stuttgart insanı bir ilki başardı sayılır! Son iki yıldır Almanyanın değişik yörelerindeki projelerde Ben bildiğimi yaparımdiyen, şeffalıktan kaçan yönetenlere artık karşı çıkan toplum hareketleri oluşmaya başladı. Bu gelişme Almanyada politikacıları, proje uzmanlarını, üst düzey devlet memurlarını, idarecileri huzursuzlaştırdı. İlerde birçok proje vatandaşa sorulmadan, tüm şeffaflığı ile masaya yatırılmadan pek gerçekleşmeyecek gibi. Belki böylece bazı yandaşların çıkarı uğruna ortaya atılan ve bu nedenle de halktan gizli tutulan projeler artık ölü doğacak! Stuttgart modeli toplumcu ideal Ben yaptım oldu kafa yapısını yıkmaya hazırlanıyor! Seçmen kuklalaşmak niyetinde olmadığını Stuttgartta 2009dan bu yana her hafta sokağa dökülerek kanıtlıyor! Sağcı Hıristiyan Demokrat Partinin geçen martta eyalet seçimlerini yitirip, 58 yıldan sonra ilk kez muhalefete düşmesinin en önemli nedeni bu çılgınprojeyi ne olursa olsun gerçekleştirmek istemesiydi! Yönetenler uyguladıkları acımasız buldozer politikasının altında kaldı...

1 yorum:

  1. Sayın Arpad,

    Blogunuza yeni keşfetmiş olduğum Harry Mulisch'in 'Gökyüzünün Keşfi' (Die Entdeckung des Himmels) adlı kıtabının türkçe çevirisini ararken tesadüf ettim. (maalesef henüz çevrilmemiş) Doktora çalışmalarım için geldiğim almanya'da kaldığım uzunca süre içerisinde alman içpolitikası ve tarıhi ile mesleğim geregi yakından ilgilenme fırsatı buldum. Yazınıza genel hatlarıyla katılmakla beraber, iki noktaya işaret etmek istiyorum.

    Birincisi Bonatz'ın mımarisi ve kimliği ile ilgili: Bonatz mimarisi bugün birçok mimarlık tarıhçisi tarafından faşist mimariyi öncelliyen bir mimari olarak tanınır. 1942'ye kadar Almanyayı terketmeye ihtiyaç duymayan Bonatz'ın en hafif tabiri ile 'muhafazakar' mimari anlayışını sürdürebilmek adına tek parti rejimi ile yönetilen Türkiye'yi seçmiş olması bir rastlantı değil. Stuttgart İstasyonu da alman kamuoyunda tatsız bir konu olduğundan, faşist mimariyi öncellemesl baglamında pek tartışılmıyor. Bu noktaya en güzel dikkat çeken yine bir sanat eseri olmuş kanımca: Ana giriş kapısındaki Hegel alıntısından bahsediyorum. Fasıst mimariyi etkileyen mimarların tanıdıldığı bir sayfaya işaret etmek istiyorum: http://deu.archinform.net/stich/1930.htm

    İkincisi Stuttgart 21 e karşı hareketin heterojenliği ile ilgili. Halk tepkisinin demokratik ifadesi olarak gördüğümüz ölçüde haklılılğı tartışılamayacak bu hareketin içerisinde oldukça muhafazakar unsurları içerdiği bir kenara bırakılamayacak bir gerçek - birçoklarının gururla Sarrazin okuru olduklarını söylemeye çekinmeyeceklerinden eminim. Kısacası bu durum karşısında slyasal bir pozisyon almak, göründüğünden daha karmaşık diye düşünüyorum.

    Saygılarımla,

    Dr. Volkan Çıdam

    YanıtlayınSil